ORGAN BAĞISI KAMPANYASI
 
AKIL VE ÜRÜNLERİ

AKIL VE ÜRÜNLERİ;ŞİDDET VE AHLAK

Kendimizi eğrelti otlarından,selvi boylu kavaklardan,envai tür börtü böcekten,kargadan,balinadan AKILLI olmak,bir aklı tepe tepe kullanmak yönünden ayırdık.Bu,tamamen insan-merkezli sakat  mantık  ürünü bir düşüncedir.Saf akıl aslında evrendeki tüm zerrelerde saklıdır.BU başka ve kapsamlı bir yazının konusu iken,bu yazının konusu AKIL’dan türeyen Ahlak  ve Şiddet olgusunun OPTİMAL sınırlarıdır.

 

Konuyu irdelemeye insan soyunun bir diğerine yaşattığı en feci soykırım olan HOLOCAUST yani Alman Nazilerinin Yahudi Soykırımı ile başlayalım.BU soykırım günümüz insanı için bile sanki binlerce yıl geride kalmışcasına,unutulmaya yüz tutup ruhu ve vicdanı titreten yönü küllenmeye başlamıştır.Oysa günümüzdeki başka benzer katliamlara(Filistin,Suriye,Irak,Libya,Kamboçya,Somali)bir göz atıp karşılaştırdığınız zaman çok çarpıcı şeylerle yüz yüze gelirsiniz.

 

Örneğin,çoğu kez sanıldığı gibi bu soykırım ırkçı gurupların sokak katliamları,toplu infazları ile gerçekleştirilmemiştir.Evet,bunlar da olmuştur ama bunların en ünlüsü olan KRISTALLNACTE(Kristal Gecesi) katliamında bile katledilen toplam Yahudi sayısı sadece 100(Yüz)kişidir.Oysa yaklaşık 5 yıllık o kanlı dönemde yok edilen toplam Yahudi sayısı 6.000.000(Altı milyon)’dur.Yani Kristal Gecesi gibi katliamlarla bu kadar insanın yok edilmesi için basit bir hesapla 200 yıla ihtiyaç vardır! Böyle olmadığına göre aslında ne olmuştur?

 

Bir dipnot olarak eklemek gerekir ki Almanya’da Nazi Partisi iktidarı ele geçirdikten sonra devlet mekanizmasındaki bürokrat-akademisyen kadronun ancak% 15’ini değiştirmiştir.Yani katliamlar esnasında eski kadrolar görevdedir.Nazilerin tümünün psikopat-katiller sürüsü olduğu savı da çürütülmüştür.Savaş sonrasında mahkeme önüne çıkarılan sanıklardan derlenen sonuçlara göre bilinen klinik kriterler çerçevesinde ‘’ANORMAL’’ olarak  nitelenecek  S.S sayısı %10’u geçmemektedir ki bu oran bugün itibarı ile bile birçok devlet kurumundaki normal sınırdadır.  (Geoft DENC,Minorities in the open society prisoners of ambivalance)

 

Bu mahkumların çoğu şu savunmayı yapmıştır:

‘’-Yahudi çocuklarını ben kurşunlamadım,gaz odasına  o gazı ben vermedim!’’

İnanın ki bu doğrudur! İşte şu nedenle:Bu inanılmaz soykırım modern toplumun gayri-insani örğütlenmesinin dolaysız sebebi olduğu için.Naziler,bu soykırım için özel bir sistem/yöntem geliştirmediler.

 

İşçiler fabrikalarda(zehirli gaz)üretime devam ettiler,mühendisler(gaz odası)planı yaptılar,makinistler trenleri(tutsak taşımak için)kullandı,sekreterler listeleri(gettolara tutsak yollamak için)hazırladı….HERKES RUTİN İŞİNİ,SORGUSUZ SUALSİZ YAPTI YANİ!

 

Modern toplumun açmazı devredeydi;seyyar gaz odalarına -kamyonlar yani- yönelik,içine gaz verilince tutsaklar kapıya koştukları için dengeyi korumak amacı ile yük kayması ile ilgili matematiksel hesap yapan mühendis,yerde biriken insan pisliklerinin tahliyesi için zemin yapısı planlayan malzemeci,en dar alana en çok yük sığdırma hesabı yapan fizikçi,zehirli gazın kişi/m3 hesabını yapan kimyager veya biyolog,kamyon üretimi için finansal desteği temin eden maliyeci;

 

NİHAİ ÜRÜNÜN KARAKTERİNDEN(Ölüm kamyonu gerçeğinden) bihaber gibi,kendi PRATİK sorunları ile hemhal olup İŞLERİNİ YAPTILAR! Sonuçta bu kompartımanlaşma beraberinde AHLAK’ında teknik bir soruna indirgenmesine yol açtı.

 

Ahlak,nihai anlamda insanlık için doğru olan değil,yürürlükteki sistem tarafından onaylanan şey halini almış oldu.Şiddetin alışkanlık haline getirilmiş biçimi bir düzen halini aldı.

Haksızlıklar,ahlaksızlık,alçaklık,kabalık ve barbarlık kanıksanınca,zamanla görgü kurallarına uygun,kibar,ince,nazik bir görünüm de almış oldu. O nedenledir ki,Nazi subayı,insanlar gaz odasında can verirken klasik müzik dinlediği için kendini ince ve uygar bir insan olarak algılayabildi.

 

Peki kişisel sorumluluk hissine ne olmuştu? Aslında bir insanın bir başkasını kurtarmak için kendi yaşamını riske atmamaya başladığı ilk gün ÖLMÜŞTÜ! Öte yandan ‘’Delikli demir çıktı mertlik bozuldu!’’ Anadolu deyişinde veciz biçimde dile getirildiği gibi ‘’DÜŞMAN’’ile yüz yüze gelmenin ortadan kalktığı modern çağda bir kez daha öldü.Uçaklarla,Hiroşima’da olduğu gibi,her birinin bir hikayesi olan kadın,erkek ve çocukların değil,on,bin,milyonla ifade edilen SAYILARIN yok edilmesi ile süreç tamamlandı.(Şu anda ise bilgisayar oyunları kanalı ile ölenleri dönüp dönüp yeniden öldürerek doruk noktasına çıktı!)

Çılgın teknolojik yarış,bürokrasi,merkezileşip hayattan soyutlanmış şiddet,ahlaktan arındırılmış bilimsellik,sorumsuzlaştıran teknik işbölümü Auschwitz’i nasıl yarattı ise yenilerini yaratmaya da gebedir.

Yazının başında değindiğimiz üzere insan aklı,olanca burun büyüklüğü içinde,kendini doğanın en mükemmel ürünü olarak görmeye başladığı andan itibaren toplum önünde bu zincirlerinden boşanmış AKLI denetleyecek tek alternatif kalmıştır:

 

’’EVRENSEL AHLAK İLKELERİ!’’

Şayet yukarda anılan sistemin içine sıkıştı iseniz siz aslında bir Yahudiyi öldürmüyorsunuzdur.Bir simgeyi,bir fikri,bir bileşimi,bir imgelemi,bilgisayar oyunundaki AVATAR’ı yok ediyorsunuzdur.

’’Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok!’’ adlı romanda Erich Maria REMARQUE bir askerin diğerini hançerlemesini şöyle betimler:

‘’…sen daha önce benim için beynimin içinde yaşayan ve beni bu karara,öldürmeye yönelten bir fikirdin.Ben bu fikri hançerledim.Şimdiyse senin de tıpkı benim gibi bir insan olduğunu görüyorum.Seni,karını,oğlunu,ortak yanımızı görüyorum;bağışla beni arkadaş!’’

Çılgına dönmüş,şirazesini yitirmiş aklın dizginlenmesini  üstlenen özgeci ahlaki tavrı ise çok aramamıza gerek yok diye düşünüyoruz.Hindistan’da GANDHI,A.B.D’de önce H.David THOREAU,sonra M.LUTHER KING bu

 

’’BİR İNSANI ÖLDÜREN TÜM İNSANLIĞI YOK ETMİŞ SAYILIR’’ ahlaki tavrının seçkin taşıyıcılarıdır.

Bu tavrı Dostoyevski şu sözlerle anlatmaya çalışmıştı:

‘’-Biz hepimiz her şeyden sorumluyuz ve her şeyden önce tüm insanlardan sorumluyuz ve tüm diğerlerinden daha da çok kendimizden sorumluyuz!’’

Çocuklarımıza verilecek en değerli hediyenin AKILCI AHLAK olduğunu unutmamamız gerek.Dünyanın bu şiddet ve irrasyonel-akıl dışı çağında bu bir kat daha zorunlu al almıştır.

Kızılderili katliamına,siyah köleliğe,A.B.D’nin Meksika topraklarına zorla el koymasına,eşitsiz vergi sistemine karşı çıkan,A.B.D’nin buna rağmen resmi kurucuları arasında sayılan THOREAU,yine bir vergiyi ödemeyi reddettiği için hapse atılınca yakın arkadaşı EMERSON ziyaretine gider ve sorar:

‘’-Neden içerdesin Henry?  Thoreau yanıtlar:

 

‘’-SEN NEDEN DIŞARDASIN DOSTUM!’’

Denetlenemeyen gücün kendine zarar vereceği,ahlaktan yoksun aklın aslında ahmaklığa eşdeğer olduğunu unutmamalıyız.

N.Dr Hakan DURU,Psikolog Meltem KIRMIZI