ORGAN BAĞISI KAMPANYASI
 
BEYNİN PLASTİSİTE

BEYNİN PLASTİSİTE(KENDİNİ YENİLEYEREK ÖĞRENME)KAPASİTESİ,TV VE BİLGİSAYAR OYUNLARINDAKİ RUTİN VE TEKRARLARIN YOL AÇTIĞI TEHLİKE

 

A.B.D, Nashville’deki Vanderbilt Üniversitesi araştırmacılarından Robert Reinhart’ın çalışmasında(www.euronews.com/vander/reinhart) transkranial elektrik akımı ile yapılan uyarım sonucu simulasyona dayalı bilgisayar oyunlarında deneklerin bilinen sinirsel kanallar dışında çatallanan yeni kanallar kullanarak öğrendiği ortaya kondu.Bu zaten bizlerin neurofeedback çalışmalarından bildiğimiz bir olgu idi.Beyin nasıl öğrenir veBilgisayar oyunları hızlandırılmış çocukluk adlı yazılarımıza göz atmanızı tavsiye ederiz.Şimdi konuya biraz farklı alandan bakalım.

Çocuklarını cep telefonu veya bilgisayar oyunları bağımlılığı ile eleştiren ailelerin öncelikle kendi durumlarını da mercek altına alması gerekli.Türk aile hayatı resmen belirli kanallarda yayınlanan mafya,çetrefil kadın-erkek ilişkilerine dayalı kumpas,giyim kuşam tarzına yönelik yarışma ya da kişilerin yalıtılmış bir ortamdaki diğer insanları nasıl ezip üzerine basarak aralarından sıyrılacağının gösterildiği acımasız yarışma ve diziler üzerinden şekillenmektedir.

Üsküdar Üniversitesi Etiler Polikliniğinden Uzman Klinik Psikolog Orçun AYKOL’un bir çalışmasında açıkça boşanma aşamasına gelen çiftlerin oranının son 10 yıl içerisinde artmasındaki temel etmenin maddi sıkıntılar olmaktan çıkmaya başlayarak iletişim sorunları olmaya yüz tutması ve diğer bağlantılar da incelendiğinde TV izleme sürecindeki artış ve TV de hanği kanal veya dizinin izleneceği gibi etmenlerin de artık göz önünde bulundurulması gereken amiller haline geldiği gösterilmiştir.

Aykol,özdeşleşme ve kendi konumu ile özdeşilen dizi karakterleri arasında karşılaştırma yapma süreci sonrasında kişilerin ciddi çatışmalara düştüklerini ifade ediyor.Diziler aslında ‘’ANORMAL’’ olanın normalleştirilmesinin bir nevi katalizörü halini almıştır.Yalan,kıskançlık,ihanet,öfke,evlilik dışı çocuk sahibi olma,intikam gibi kavramların çoğu bu nedenle yeni normlara bürünmektedir.Çok değil 20-30 yıl öncenin sevdiğine armağan olarak türkü yakma davranış tarzı yerini mektup yazmaya,o ise twitlemeye,mesaj atmaya,tek taş yüzük almaya bırakıyor.

Çocuklara dönersek;ülkemizde bu sıralar sıklaşan elekkrik kısıntıları en çok kimi etkiledi sanıyorsunuz?Sanayicileri,devlet dairelerini,bankaları mı?Kesinlikle ÇOCUKLARI! Modern zamanlar çocuklara ışıklı,ışıltılı bir dünya,inanılmaz canlı oyunlar,oyuncaklar hediye etti.İnsani sıcacık dokunuşları,ninniyi,masalı,özgüven ve aidiyet duygusunu da bedel olarak ellerinden aldı…Test kitapları arasında kaybolmuş,ya da Facebook da kendini kim likeladı,kim kaç twit attı,oyunda hangi levele geçti,avatar olarak hangi ünlüyü seçmeli,hangi mafya babasının adını nickname olarak kullanmalı  ikilemindeki zavallı çocuklar…

Boşandığı için ya da TV karşısında kendini terk etmiş,onlarla konuşmayan,yaşamı paylaşmayan ailelerinden bu yolla öç alan çocuklar.Uzun vadede ciddi sorunlar bekliyor toplumumuzu.Hangi facebook sayfası o çocuğa babaannesinin anlattığı masalın verdiği mutluluğu,hangi dövüş oyunundaki level kazancı babası ile balık avında iken geçirdiği zamanda kazandığı güven hissini verecek acaba?

Dakikada 1200 kelimelik bir hızla düşünürüz.Hergün zihnimizden yaklaşık 60.000 düşünce geçer.Bunların % 95’i bir gün önce düşündüklerimizle hemen hemen aynıdır.B u nedenle çoğu kez ‘’dün düşündüğüm başıma geldi’’ yanılgısı içindeyizdir.Dün yapmayı istediğimiz iş,gitmeyi düşündüğümüz yol,bugün karşımıza çıkınca bu nedenledir ki çok da şaşırmayız.Ta ki başka bir alternatifle ,çatal yolla karşılaşana dek… Lewis CAROLL’un Alice Harikalar Diyarında adlı kitabında Alice yürüdükleri yol ikiye ayrılınca tavşana sorar;

‘’-Hangi yoldan gideyim?’’Tavşan yanıtlar;

‘’Nereye gideceğini bilmiyorsan,hangi yoldan gittiğinin bir önemi yok ki!’’

İnsan beyninin kendini reorganize etme,yanlışlardan ders çıkarma özelliği olmasaydı,hep aynı bildik yollardan giderek sürekli aynı hataları yapıp duracaktık.Bu nedenle önce kendimizden başlayarak çocukların eğitiminde onların  Caroll’un tavşanını n öğüdünde olduğu gibi NEREYE GİTTİKLERİ konusunda bir farkındalık/bilinç içinde olmaları yönünde ciddi adımlar atmaya;toplum olarak acilen ihtiyacımız vardır.Yoksa toplum olarak tektipleşecek ve giderek birbirimize o denli benzeyeceğiz ki,sonunda birbirimize tahammülümüz kalmayacak.Bu tehlike kapıda değil mi sizce;karının kocaya,ana babanın çocuğa tahammül sınırında çıtanın ne denli alçaldığını görmüyor muyuz?

Bir tüccar oğlunu ilim irfan sahibi olsun diye Lao-Tzu’ya yollar.Çocuk gençliğin verdiği cüret ve hoyratlıkla bilge ustaya sorar:

‘’Usta mutluluğun sırrı nedir?’’

Usta çocuğun eline bir kaşık tutuşturur,içine iki damla yağ koyar ve

‘’- Gidip sarayımı dolaş  akşama dek,eğer yağı dökmezsen sana sırrı söyleyeceğim!’’der.Çocuk akşam döner,yağı dökmemenin heyecanı ile bilgenin önüne dikilir.Usta sorar;

‘’-Evimdeki sanat eserlerini,bibloları,resimleri beğendin mi?’’Çocuk;

‘’-Usta yağı dökmemek için bakamadım ki!’’ deyince Usta ;

‘’-Git bir daha dolaş,o eserleri görmeyen birine bu sırrı veremem der.Genç bu kez döndüğünde tüm o eserleri görmüştür ama 2 damla yağın yerinde yeller esmektedir.O zaman Usta büyük sırrı açıklar;

‘’MUTLULUĞUN SIRRI; dünyanın bütün yeni nimet ve güzelliklerini görebilmektir ama sahip olduklarını yitirmeden!!!’’

Modern çağın nimetlerine  elbette çocuklarınızın ulaşmasına engel olamazsınız, olmamalısınız da,ama öz-değerlerine sahip çıkmaları gerektiğini de onlara öğretmek zorundasınız.Dahası bu öz-değerleri de bir kez daha önce siz tanımlamalısınız.

Beynimizin plastisite,öğrenme, hatalarından ders alma yeteneği geri kalanı kendiliğinden halledecektir.

N.Dr Hakan DURU,Psikolog Meltem KIRMIZI